18 Nisan 2013 Perşembe

ŞEKER PORTAKALI


Yıllar önce okumuş olduğum, tam olarak ne olup bittiğini net hatırlayamadığım ancak aklımın ve kalbimin bir yerlerinde içimi burkan bir hikaye olduğunu anımsadım. Sosyal medyada ve birçok gazete gündeminde yasaklandığı hakkında çıkan haberler beni ne kadar üzdü anlatamam. Çocuktum ilk okuduğumda. Nasıl oldu anlamadım ama kitaptaki karakter ZEZE ile bir şey olmuştu aramda. Benim hayatım çok farklıydı onun hayatından. Ben fakirlik görmemiştim hiç, annem ve babam hep sevmişti beni… Ama o hayal dünyası... İşte buydu ZEZE ’yi bende ZEZE yapan… O kadar içten o kadar tatlı, o kadar bendendi ki… Uzunca bir zamandan sonra tekrar elime Şeker Portakalı’ nı aldım. Okuduğum ilk cümleden itibaren tekrar çocuk oldum. Tekrar Zeze ile güldüm, yaramazlık yaptım, dayak yedim, sevdim ve bir o kadar da acı çektim. Küçücük bir bedenin içine o kadar çok acı ve sevgiyi nasıl sığdırabildiğine şaşırmamak elde değil. Bu o kadar temiz ve gerçek anlatılmıştı ki kitabın yazarı Jose Mauro de Vasconcelos ‘a hayran olmak kaçınılmazdı. Çocuğum olursa eline vereceğim ilk kitaplardan birisi bu kitap olacak ki hayal kurmaktan korkmasın…


-Daha çok anlat dedim
-Hoşuna gidiyor mu?
-Çok. Elimden gelse seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum.
-Bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?
-Gider gibi yaparız.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder