Yıllar önce
okumuş olduğum, tam olarak ne olup bittiğini net hatırlayamadığım ancak aklımın
ve kalbimin bir yerlerinde içimi burkan bir hikaye olduğunu anımsadım. Sosyal
medyada ve birçok gazete gündeminde yasaklandığı hakkında çıkan haberler beni
ne kadar üzdü anlatamam. Çocuktum ilk okuduğumda. Nasıl oldu anlamadım ama
kitaptaki karakter ZEZE ile bir şey olmuştu aramda. Benim hayatım çok farklıydı
onun hayatından. Ben fakirlik görmemiştim hiç, annem ve babam hep sevmişti beni…
Ama o hayal dünyası... İşte buydu ZEZE ’yi bende ZEZE yapan… O kadar içten o kadar
tatlı, o kadar bendendi ki… Uzunca bir zamandan sonra tekrar elime Şeker
Portakalı’ nı aldım. Okuduğum ilk cümleden itibaren tekrar çocuk oldum. Tekrar Zeze
ile güldüm, yaramazlık yaptım, dayak yedim, sevdim ve bir o kadar da acı çektim.
Küçücük bir bedenin içine o kadar çok acı ve sevgiyi nasıl sığdırabildiğine
şaşırmamak elde değil. Bu o kadar temiz ve gerçek anlatılmıştı ki kitabın
yazarı Jose Mauro de Vasconcelos ‘a hayran olmak kaçınılmazdı. Çocuğum olursa
eline vereceğim ilk kitaplardan birisi bu kitap olacak ki hayal kurmaktan
korkmasın…
-Daha çok
anlat dedim
-Hoşuna
gidiyor mu?
-Çok.
Elimden gelse seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum.
-Bu kadar
yola nasıl benzin yetiştiririz?
-Gider gibi
yaparız.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder