17 Nisan 2013 Çarşamba

MODERN TİMES

                         

Charlie Chaplin’in en meşhur filmlerinden birisi olan bu başyapıt endüstri devrimiyle gelen modernizm anlayışla birlikte toplumun sürüklendiği yabancılaşmaya dikkat çekiyor. İnsanın hem çevresine hem de kendine olan bu yabancılaşmasını trajikomik bir şekilde gözler önüne seriyor. Charlie Chaplin’in güldürürken düşündüren yanını bir kez daha görmek, bu konudaki başarısını tekrar izlemek için seçilmiş mükemmel bir film.
Bir sahnesindeki çarklar içerisinde sıkışıp kalan adam bana müthiş bir görsel zevk yaşatmakla birlikte, sanayileşmenin insanı içine çekip, sıkıştırıp, hapsettiği zorlu yolculuğu da çok tatlı bir şekilde gösterdi. Fabrikadaki çalışanların ruhsuzca robotlaşması, endüstrinin ve tabi ki kapitalizmin sembolü olan patronların duyarsızlığı, soğuk, gri, pas kokulu ortam ve bu ortamda hala gülmeye çabalayan kahramanımızın en sonunda çıldırıp akıl hastanesine kadar düşmesi… Günümüz insanına ne kadar da güzel bir gönderme yapıyor…


Üretimin bu kadar önemli ve çok olduğu bir zamanda insanların aç kalması ve fakirliğin artması da filmde değinilen bir başka konu.   Fakirliğin getirdiği zorlu yaşam şartlarını genç bir kızın hayatından bizlere anlatmaya çalışıyor. Hırsızlık yapan insanların zorunluluktan hırsızlık yaptığı bir dünyanın son derece acımasız olduğunu da gerçekçi bir şekilde görüyoruz. Fakir genç kız ve Charlie Chaplin’in hayallerinin aslında hayal kurulmayacak kadar basit ve saf olması da ayrı bir ironi.
Charlie Chaplin’in kişisel görüşü olan sosyalizme bir sempatisi olarak filmdeki bazı karelerde gözüme çarpan ayrıntılar oldu. Özellikle hapishane sahneleri ve ister istemez bir şekilde siyasi bir grubun içerisine dahil olarak eyleme katılması gibi. Bir siyasi görüş ancak bu derece güzel aktarılabilirdi.



Bu filmin bir derdi var, film bize bir şeyler anlatmak istiyor, film bize para gibi güzel görünen şeylerin aslında ne olduğunu gösteriyor, film insan olmanın güzel yanını kaybetmememizi istiyor, film hayal kurmanın bazı insanlar için ne kadar değerli olduğunu anlatıyor. Gülmenin güzelliğini, masumiyeti, sevmeyi öğretiyor. Bu günümüz modern dünyasında, mutlu olup, olunamayacağı konusunda belirsiz bir umut oluşturuyor.
Aslında film hakkında konuşulacak o kadar çok şey var ki her karesi ayrı bir şey katıyor insana. Filmin sonrasında kendinizle baş başa kaldığınızda hissettiğiniz o birkaç dakikalık tarif edilemez duygu ise işte tam olarak Charlie Chaplin’in ustalığı oluyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder