Charlie
Chaplin’in en meşhur filmlerinden birisi olan bu başyapıt endüstri devrimiyle
gelen modernizm anlayışla birlikte toplumun sürüklendiği yabancılaşmaya dikkat
çekiyor. İnsanın hem çevresine hem de kendine olan bu yabancılaşmasını
trajikomik bir şekilde gözler önüne seriyor. Charlie Chaplin’in güldürürken
düşündüren yanını bir kez daha görmek, bu konudaki başarısını tekrar izlemek
için seçilmiş mükemmel bir film.
Bir sahnesindeki
çarklar içerisinde sıkışıp kalan adam bana müthiş bir görsel zevk yaşatmakla
birlikte, sanayileşmenin insanı içine çekip, sıkıştırıp, hapsettiği zorlu
yolculuğu da çok tatlı bir şekilde gösterdi. Fabrikadaki çalışanların ruhsuzca
robotlaşması, endüstrinin ve tabi ki kapitalizmin sembolü olan patronların
duyarsızlığı, soğuk, gri, pas kokulu ortam ve bu ortamda hala gülmeye çabalayan
kahramanımızın en sonunda çıldırıp akıl hastanesine kadar düşmesi… Günümüz
insanına ne kadar da güzel bir gönderme yapıyor…
Üretimin bu
kadar önemli ve çok olduğu bir zamanda insanların aç kalması ve fakirliğin
artması da filmde değinilen bir başka konu.
Fakirliğin getirdiği zorlu yaşam
şartlarını genç bir kızın hayatından bizlere anlatmaya çalışıyor. Hırsızlık
yapan insanların zorunluluktan hırsızlık yaptığı bir dünyanın son derece
acımasız olduğunu da gerçekçi bir şekilde görüyoruz. Fakir genç kız ve Charlie
Chaplin’in hayallerinin aslında hayal kurulmayacak kadar basit ve saf olması da
ayrı bir ironi.
Charlie
Chaplin’in kişisel görüşü olan sosyalizme bir sempatisi olarak filmdeki bazı
karelerde gözüme çarpan ayrıntılar oldu. Özellikle hapishane sahneleri ve ister
istemez bir şekilde siyasi bir grubun içerisine dahil olarak eyleme katılması
gibi. Bir siyasi görüş ancak bu derece güzel aktarılabilirdi.
Bu filmin
bir derdi var, film bize bir şeyler anlatmak istiyor, film bize para gibi güzel
görünen şeylerin aslında ne olduğunu gösteriyor, film insan olmanın güzel
yanını kaybetmememizi istiyor, film hayal kurmanın bazı insanlar için
ne kadar değerli olduğunu anlatıyor. Gülmenin güzelliğini, masumiyeti, sevmeyi
öğretiyor. Bu günümüz modern dünyasında, mutlu olup, olunamayacağı konusunda
belirsiz bir umut oluşturuyor.
Aslında film
hakkında konuşulacak o kadar çok şey var ki her karesi ayrı bir şey katıyor
insana. Filmin sonrasında kendinizle baş başa kaldığınızda hissettiğiniz o
birkaç dakikalık tarif edilemez duygu ise işte tam olarak Charlie Chaplin’in
ustalığı oluyor.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder